Bakıcının Diğer Adı Nedir?
Bakıcının diğer adı nedir? Bu soruya çok düşündüm. Çünkü bakıcı dediğimizde akla genellikle bir çocuğun bakımını üstlenen, sabır ve şefkatle dolu bir insan gelir. Ancak gelin görün ki, bakıcının aslında ne kadar çok adı olabilir, bunu anlamak bazen zor olabiliyor. Hem de işin içine mizahı, gündelik hayatı ve biraz da benim gibi sürekli espri yapma peşinde koşan birini katarsak, konu gerçekten bambaşka bir boyuta taşınabiliyor.
Benim gibi sürekli espri yapan biri için bakıcı olmak, bir nevi hayatta kalma savaşı gibidir. Bakıcıların diğer adları olabilir, olabilir tabii! Ama işin aslı, o bakıcı adı altında her an başka bir kimlik de ortaya çıkabilir. Hadi gelin, bakıcının aslında ne tür farklı yüzlere sahip olduğuna bir göz atalım.
“Bakıcının” Günlük Hayatta Hangi Yüzleri Var?
Bakıcının en bilinen adı kuşkusuz “çocuk bakıcısı”. Peki, bu klasik tanıma ne kadar bağlanmalıyız? Aslında bakıcı denince akla sadece küçük çocuklar gelir. Ama bakıcının adı, özellikle evdeki huzursuz sakinlerle ilgilendiğinizde başka bir hal alır. Herkesin kafasında bir bakıcı imajı vardır ama bence bunun birkaç yüzü olmalı.
1. “Bakıcının” En Başarılı Adı: Evdeki Yüksek Sesle Geceyi Geçiren Aile Üyesi
Görmediniz mi? O yüksek sesle bağıran, “Yeter artık, uyutamıyorum şu çocuğu!” diye çığlık atan birini. Bence bu kişi bakıcı olmanın zirvesidir. Hani diyor ya: “Yeter ya, hadi bir uyusun artık!” O kişi, sadece bakıcı değildir. O, aynı zamanda küçük bir orkestra şefidir. Çocuğun mızırdanmalarını susturmak için tüm ses sistemlerini ve uyku masallarını en güçlü modda çalıştırır. Ama sonuç? Başarı: %1. Başarısızlık: %99. Zaten her şeyin sonunda hep aynı diyaloglar geçer:
“Neden uyumuyor? Daha 10 dakikadır yatakta ya!”
“Bir dakika, ben gerçekten, gerçekten nasıl bir insanım?” (Evet, bu iç sesi hepimiz hissederiz, kabul edelim.)
2. “Bakıcının” İkinci Adı: Yalnızca “Yerli Robot”
Bakıcının diğer adı da bazen yerli robottur. Evet, evet, bazen o kadar çok iş yaparsınız ki, “ben robot muyum?” diye kendinizi sorgulamaya başlarsınız. Çocukları uyutmaya çalışırken, o minicik 7 yaşındaki “Ay ben korkuyorum!” demesiyle, tüm içsel varlığınızı sorgulamaya başlarsınız. O an, bakıcı olarak, yerli bir robot gibi hissedersiniz.
Bir de bakıcının asıl başka bir kimliği vardır. Gece yarısı her odanın ışığını kontrol eden, garip bir şekilde her şeyi hatırlayan bir insan olmak… Sonra bir anda çocuk uyandığında, 2 saat önce ne konuştuğunuzu bile hatırlamıyorsunuz. Fakat bilinçaltı düzeyde o çocuğun kaybolduğu noktayı kafanızda canlandırmaya başlıyorsunuz.
“Evet ama çocuk benden bir şey mi istemişti? O da nereden çıktı? Hangi film bu? Benim hayatım bir film gibi ama senaryo yazamıyorum!”
Gündelik hayatta, bazı işler vardır ki, aslında bir bakıcı olarak size uyar. Mesela, “Oğlum, çamaşır makinesi nasıl çalışıyor?” dediğinizde, bakıcının asli görevini yerine getiriyor olabilirsiniz. Benim için bakıcı, çamaşır makinesini tam anlamıyla çözen kişidir.
3. “Bakıcının” En Gizli Yüzü: Yemek Savaşçısı
Bakıcının bir diğer en büyük görevi yemek. Hem de sadece yemek yapmak değil, aynı zamanda yemek savaşçısı olabilmektir. Bir bakıcı olarak, çocuğun sevmediği her şeyi yemek yaparken gizlice içine katmaya çalışmak zorundasınız. “Sebze yedirmelisin!” diye bir mantık var ya, işte o mantık çerçevesinde, bakıcı aslında büyük bir kahraman olur.
Ve o yemeklerin ardında büyük bir mücadele vardır: Çocuğun gözlerindeki nefret. Ama bakıcı yılmaz! Yemeği sunarken, bir bakıcının iç sesi şöyle söyler:
“Bunu sana sevdiricem, hadi ama sev, çocuklar sevmeli ya!”
“Hayır, ben asla bu kadar pes etmeyeceğim!” (O an, büyük bir savaş başlar.)
Yemek bittiğinde ise büyük bir galibiyet hissi vardır. Ancak bir süre sonra, çocuğun mutfaktan kaçışı başlar. Çünkü yemekler gerçekten “büyük bir hayal kırıklığı” yaratır.
Bakıcının Diğer Adı: Hızla Değişen Kimlikler
Bakıcının adı, yalnızca bir çocuk ya da bir ev hayvanı ile sınırlı değildir. Bazen bakıcı olmak, büyük bir kimlik değişimi yaşamak gibidir. Sabah uyanırken “Bakıcısınız, bugün çocukları yetiştirmek için ne yaptınız?” sorusuna hazırlıklı olmalısınız. Sabah uyanma ve çocukların orada olması ise… Tabii, bakıcının kimliğini üstlendiğiniz anı bir başka şeye dönüştürür.
O sabah bir bakıcı olarak evin içinde kaybolmuş hissettiğinizde, kendinizi bir tür zaman yolcusuna benzetebilirsiniz. Çünkü o an her şeyin hızla değiştiğini fark edersiniz. Gözlerinizin önünde eski rutinler çözülür, fakat bir bakıcı olarak o eski rutinler o kadar da fazla hatırlanmaz!
Bakıcının tam olarak diğer adının ne olduğu sorusu, zamanla evrimleşmiş ve bazen de hayatın size “Hayır, bunu yapmanı istemiyorum!” dediği anlarda değişir. İşin sırrı şudur: Bakıcının adı, kesinlikle sabır ve cesaretle birleşmiş bir isimdir.
Bir Bakıcının En İyi Özelliği: Sabır ve Yaratıcılık
Ve en nihayetinde bakıcının diğer adı da sabırdır. Ama sabır ne kadar yaratıcı olursa, o kadar eğlenceli hale gelir. Bakıcı, sadece sabır değil, bir tür yaratıcı çözümcü de olmalıdır. Çocuk uyandırırken, sabah kahvesi içen bir bakıcı olarak, sabah yüzünüze yansıyan o ışık da bir başka yaratıcılıktır.
“Hadi, uyan ve işlerine başla!” derken, o uykusuz gözler bir bakıcının işini başarır.
Bakıcılığın diğer adı bazen sabırlı bir orkestra şefi olmayı gerektirir. Zaten bazen insan “Bunu yapmayı neden kabul ettim?” diye sormadan edemez. Ama işin sonunda, bakıcının kimliği her zaman farklı bir formda karşımıza çıkar.
Bakıcının adını vermek bazen zordur. Ama kesin olan bir şey var ki, o da bakıcının işinin ne kadar zor olduğudur. O yüzden şunu söyleyebilirim: Bakıcının adı, her an değişebilir, ama her haliyle işini sonuna kadar yapar!