Onikişubat Merkez İlçe Mi? Bir Gencin İçsel Yolculuğu
Hayat bazen bize sorular sorar, fakat cevabını bulmak zordur. Bir yerin “merkez” olup olmadığını sorgulamak, her şeyin ne kadar merkezde olduğu ile ilgili olabilir mi? Kayseri’nin Onikişubat ilçesinde yaşadığım birkaç yıl, hem dış dünyada hem de içsel dünyamda bir keşfe dönüştü. Merkez mi, değil mi? İşte, bu sorunun etrafında dönen duygusal bir yolculuk.
Bir Yokuş, Bir Yürüyüş
Geceye doğru uzanmış yavaş yavaş kaybolan güneşin son ışıkları, Kayseri’nin dar sokaklarını sarhoş bir şekilde yıkıyordu. Onikişubat’ta geçirdiğim o günlerden biriydi. Artık 25 yaşına gelmiştim, ve her şeyin bir merkez aradığım yaşlara gelmiştim. Kendi yaşamımda bir şeylerin merkezini kaybetmiştim gibi hissediyordum.
O gün, uzun bir yürüyüş yapmak istedim. Kayseri’nin yokuşlarında yürüyen herkesin yüzündeki o aşina ifadelere bakarak, içsel bir huzursuzlukla ilerledim. Bir yokuşun üstüne tırmanırken, her adımda bir soruyu yanımda taşıdığımı hissettim. “Onikişubat merkez ilçe mi?” diye düşündüm. Bu soru aslında kafamda bir anda beliriveren, küçük bir şeydi. Ama biraz düşündükçe, sanki hayatımda da bir merkez arayışımın simgesi gibi gelmeye başlamıştı.
Çünkü bir şehrin merkezini anlamak, bazen kişinin kendisinin merkezini bulmaya da dönüşebiliyor. Kayseri’de Onikişubat, tüm şehre yayılmış bir bölge gibi görünüyor, fakat hala bir şey eksik. Belki de kaybolmuş olan ben, bu soruya takılmaya başlamıştım. “Merkez olabilmek için ne gerekir?” sorusu, kendimi sorgulamama neden oldu.
Hayal Kırıklığı, Arayış ve İçsel Sessizlik
Yokuşların ardında neler olduğunu anlamak, bazen insanın kendi içinde kaybolmasına neden olur. Onikişubat’ta saatlerce gezdim, her zaman gitmek istediğim ama bir türlü gitmediğim yerlere uğradım. Birçok bina, sokak ve dükkan, kaybolmuş zamanın izlerini taşıyor gibiydi. Sokaklarda gezinirken içimde bir boşluk hissi vardı. Burası gerçekten merkez miydi? Ya da ben mi merkezimde değildim?
Kayseri’nin merkezine doğru, herkesin hızla gitmeye çalıştığı o dar caddelere yaklaşıyordum. Herkes bir yere yetişmek, bir şeylere yetişmek istiyor gibiydi. Fakat bir şey eksikti; hareketin içinde bir durgunluk, yaşamanın içinde bir boşluk vardı. Hayal kırıklığımla ilerledim. Ne tam anlamıyla burada kalabiliyor, ne de bir yere gidiyordum.
Bir kahve içmek için girdiğim bir kafede, dışarıda insanların gidiş gelişleri arasında kendimi bir anlık kaybolmuş gibi hissettim. Hızla geçen zamanın içinde, bir an olsun durmak istedim. Herkesin ne kadar acele ettiğini izlerken, içimdeki sessizliği dinledim. Onikişubat’ta “merkez” olmanın ne demek olduğunu bilmiyordum, ama bu boşluk duygusu bana, belki de asıl merkezin, “içimde” olduğunu hatırlattı. Kendime dönmeliyim. Kendimi kaybetmemeliyim. Belki de burada merkez olmadan, o kaybolan yerleri bulabilirdim.
Merkez Mi, Yıldızlar Mı?
Kayseri’deki o akşam, yıldızların parladığı bir gecede biraz daha sessizleşti. Yokuşlar, caddeler, binalar ve sokaklar arasında bir yansıma gibiydim. Onikişubat merkez ilçe olabilir miydi, peki ya ben? Merkez deyince, sadece coğrafi bir alan mı anlamalıydık? O soruyu bir kenara koyarak, sadece içimdeki yolculuğa odaklanmaya karar verdim.
Her yerin bir merkezi olabilir, fakat bir insanın içindeki merkez ne zaman kaybolur? Yıldızlar gecenin karanlığında sanki benim ruhumu aydınlatıyor gibiydi. Kaybolmuş gibi hissettiğim her an, o kadar da kaybolmadığımı fark ettim. Kendimle, içimdeki kalp atışlarıyla daha uyumlu olmaya başladım. Bir yokuşu tırmanırken, bazen kaybolmuş hissedebilirsiniz. Ama belki de kaybolduğunuzda, gerçekten bulduğunuz şey sadece kendinizdir.
Bir Soru ve Bir Cevap
Ertesi gün Onikişubat’ta güneşin batışıyla, o büyük soruyu tekrar sormaya başladım: “Onikişubat merkez ilçe mi?” Fakat artık bir fark vardı; bu soruya cevap ararken, ne Kayseri’nin ne de bir başka yerin cevabı beni tatmin etmiyordu. Bir yerin merkezi, o yerin sadece coğrafyasına ait değil. O yer, içindeki insanın ruhunda da merkez olmalı. Bunu kavradığımda, belki de kendimi daha fazla anlamaya başladım.
Kayseri’nin bu şehri, Onikişubat’ın caddeleri, yokuşları, kaldırımları… Hepsi, bir yerin merkezinin ötesinde bir şey sunuyor. Ben de merkezimde buldum kendimi. Ne kadar uzaklaşırsam, o kadar yakınlaştım. Kendimi kaybolmuş gibi hissettiğim her an, aslında daha çok bulmuş oldum.
Bir Yolculuk, Bir Sorgulama
Onikişubat, benim için sadece bir yer değil; o sokaklar, o daracık caddeler, insanların geçerken selam verdiği her an, kendimi bulma yolculuğumun küçük adımlarıydı. Belki de bir yerin merkezinin ne olduğunu anlamak, kendi içinde bir merkez bulmaktan geçiyordu.
Merkez, kaybolduğum yer değil, bulunduğum andı. Onikişubat bir merkez olabilirdi, ama ben için asıl merkez, içsel yolculuğumun başladığı yerdir. O yüzden, belki de bir yerin merkezi, bir insanın içinde bulunması gerektiği yerdir. Benim yolculuğum, hem şehre hem de kendi içimeydi.
Onikişubat merkez mi? Gerçekten merkez olan, sadece içindeki duyguların ve arayışlarının derinliklerinde gizlidir.