Şikar Ne Demek TDK? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin Gücü ve Anlatının Dönüştürücü Etkisi: Edebiyatçının Girişi Kelimenin gücü, hem hayatlarımızı şekillendiren hem de ruhumuzu dönüştüren bir etkiye sahiptir. Bir kelime, tek bir harf bile, dünyayı değiştirebilir. Bu yüzden bir edebiyatçı olarak, dilin inceliklerine, kelimelerin derinliklerine ve onların metinlerle kurduğu ilişkiye büyük bir saygı duyarım. Çünkü her kelime, bir anlamın kapılarını aralar, bazen unutulmuş bir zaman dilimine, bir mekâna ya da kaybolmuş bir duyguya götürür. İşte bugün, TDK’ye göre “şikar” kelimesinin anlamını irdeleyeceğiz. Ancak bu kelimeyi yalnızca sözlük tanımıyla sınırlı bırakmayacağız. Onun edebi çağrışımlarını, metinlerdeki yerini, karakterlerin iç dünyalarındaki yansımalarını ve…
6 YorumEtiket: bir
İpotek Türleri ve Edebiyatın Gücü: Taşınmazın Hikayesindeki Dönüşüm Edebiyatın Dilinde İpotek: Taşınmazın Gizemi ve Karakteri Kelimenin gücü daima yazarın elinde şekillenen bir silah gibi olmuştur. Her bir harf, her bir cümle, bir karakterin kaderini değiştirebilir ya da bir toplumun tarihini dönüştürebilir. İpotek de, taşınmazlar üzerinden gerçekleştirilen bir teminat işlemi olsa da, edebiyatın bakış açısıyla ele alındığında, derin bir anlam ve duygusal bir yüklülük kazanır. Tıpkı bir romanın karakterinin, gözden uzak bir kasabada başlayıp, büyük bir destanın parçası haline gelmesi gibi, ipotek türleri de başlangıçta çok basit bir finansal işlemken, zamanla insan hayatlarının en önemli dönemeçlerinden birine dönüşebilir. Bir karakterin kararları,…
6 YorumGaziantep İslahiye Arası: Antropolojik Bir Bakış Kültürler ve gelenekler, bizleri sadece coğrafyalar arasında değil, aynı zamanda zaman ve deneyim yolculuklarında da birleştirir. Bir antropolog olarak, farklı toplumların ilişkilerindeki semboller, ritüeller ve kimlikler arasındaki etkileşimi keşfetmek, kültürel çeşitliliği anlamak için bir davettir. Bu yazıda, Gaziantep ile İslahiye arasındaki mesafeyi, bu iki bölgeyi antropolojik bir perspektifle ele alarak inceleyeceğiz. Gaziantep ve İslahiye: Coğrafya ve Kültürün Kesişimi Gaziantep ile İslahiye arasındaki mesafe, yaklaşık 80 kilometre civarındadır. Ancak bu mesafe, sadece fiziksel bir uzaklık değildir; aynı zamanda iki farklı kültür, ritüel ve toplumsal yapı arasındaki bir geçiş alanıdır. Gaziantep, tarihsel zenginliği ve mutfağıyla bilinen…
6 YorumFelsefede inak ne demek? Antropolog değilim ama düşünmenin, sorgulamanın ve anlam arayışının orta yerinden yazıyorum. Felsefeyle uğraşırken sıkça karşıma çıkan terimlerden biri olan inak sözcüğü, pek çok okuyucunun da merak ettiği ama kolayca açıklanamayan kelimelerden biri. Bu yazıda inak’ın tarihî kökenini, felsefi kullanımını ve günümüzdeki tartışmalarını mümkün olduğunca akıcı ve anlaşılır bir dille ele alacağım. Tarihsel Arka Plan İlk olarak, Türkçede “inak” kelimesinin kökeninde birden çok anlamın yer aldığı görülüyor. Sözlükler, “inak”ın felsefi bağlamda “dogma” anlamına geldiğini belirtir. [1] Ayrıca Osmanlı Türkçesi ve Osmanlıca kaynaklarda “inak / inag / inak unvanı” gibi kavramlarla karşılaşılır. Örneğin İnak (unvan) Osmanlı Öncesi Türk…
8 YorumTutumlu İnsanlar Nasıl Davranır? Antropolojik Bir Perspektif Kültürlerin Çeşitliliği Üzerine Bir Antropoloğun Düşünceleri Bir antropolog olarak, kültürlerin çeşitliliğini gözlemlemek, toplumların kendilerini nasıl tanımladıklarını ve hayatta kalma stratejilerinin nasıl şekillendiğini anlamak benim için her zaman büyüleyici olmuştur. Her kültür, kendi geçmişinden, değerlerinden ve ritüellerinden beslenen bir yaşam biçimi ortaya koyar. Bir toplumun tutumlu davranışlarını anlamak, sadece bireysel ekonomik stratejilerin ötesinde bir anlam taşır; aynı zamanda toplumsal yapıları, kimlikleri ve ritüelleri anlamamıza da yardımcı olur. Tutumlu insanlar, yalnızca kendi bireysel davranışlarıyla değil, aynı zamanda ait oldukları topluluğun değerleriyle de şekillenir. Peki, tutumlu olmak ne anlama gelir ve farklı kültürlerde nasıl davranılır? Tutumlu…
8 YorumGünün Birinde İlk Kim Söyledi? Öğrenmenin İzinde Bir Pedagojik Yolculuk Bir Eğitimcinin Kalbinden: Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Sınıfın sessizliğinde, bir öğrencinin gözlerindeki o anlık parıltıyı fark ettiğinizde bilirsiniz: bir şey değişmiştir. Bilgi, yalnızca aktarılmamış; bir zihin, kendi iç dünyasında yeniden şekillenmiştir. İşte öğrenmenin gerçek anlamı burada saklıdır. “Günün birinde ilk kim söyledi?” sorusu, sadece bir merak değil, aynı zamanda öğrenmenin, üretmenin ve insan zihninin derin yolculuğuna açılan bir kapıdır. Bu soru, bilgiye ulaşmanın ötesinde, bilginin nasıl doğduğunu, kim tarafından, hangi bağlamda ve hangi ihtiyaçla üretildiğini sorgulatır. Öğretme ve öğrenme sürecinde her “ilk söyleyen”, bir düşünce zincirinin ilk halkasını oluşturur. Öğrenme Teorileri…
8 YorumGünce Kimin? Ekonomik Mülkiyet, Seçimler ve Değerin Paylaşımı Üzerine Bir ekonomist için her soru, nihayetinde kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları etrafında döner. “Günce kimin?” sorusu da yalnızca bir mülkiyet tartışması değil, aynı zamanda üretimin, emeğin ve bilginin paylaşımı hakkında bir sorgulamadır. Modern ekonominin dinamikleri içinde “kime ait olduğu” meselesi, sadece sahiplik belgesiyle değil, değer yaratma sürecine katkı ile tanımlanır. Dolayısıyla bu soru, günümüz dijital ekonomisinde bireysel emeğin, kolektif üretimin ve piyasa değerinin nasıl yeniden dağıtıldığını anlamak için mükemmel bir başlangıç noktasıdır. Mülkiyetin Evrimi: Fikirden Veriye Ekonomik tarih boyunca mülkiyet, üretim araçlarına erişimle tanımlanmıştır. Tarım toplumlarında toprak, sanayi devriminde makine, bilgi…
8 YorumÖlümsüzlük Otu: İnsan Ruhunun Sonsuzluk Arayışı Bir psikolog olarak bazen danışanlarımın cümlelerinde fark etmeden tekrar ettikleri bir kelimeye takılırım: “Keşke hiç bitmese.” Bu ifade kimi zaman bir aşkın, kimi zaman bir mutluluğun, kimi zamansa hayatın kendisinin ardından gelir. Ölümsüzlük isteği aslında yalnızca bedene dair değil; insan zihninin en derin köklerinden yükselen bir varoluş arzusudur. İşte tam bu noktada, halk arasında ölümsüzlük otu olarak bilinen bitki, yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik bir sembol haline gelir. Ölümsüzlük Otu Nedir? Ölümsüzlük otu, Çin tıbbında “Jiaogulan” olarak bilinen, ömrü uzattığına inanılan bir bitkidir. Antioksidan etkileriyle bağışıklığı güçlendirdiği, stresi azalttığı ve yaşlanmayı yavaşlattığı söylenir.…
8 YorumYöresel Kıyafetler Süreklilik Gösteriyor mu? Psikolojik Bir Analiz Bir psikolog olarak, insan davranışlarının ardındaki motivasyonları çözümlemeye her zaman merak duymuşumdur. Her hareket, her tercih, her alışkanlık, insanların iç dünyasının bir yansımasıdır. Peki, neden bazı kültürel özellikler – özellikle yöresel kıyafetler – zaman içinde değişmeden kalırken bazıları evrim geçiriyor? Yöresel kıyafetlerin sürekliliği, toplumsal ve bireysel psikoloji açısından son derece önemli bir konu. İnsanlar, geçmişin izlerini taşıyan bu kıyafetleri neden koruyorlar? Bu yazıda, yöresel kıyafetlerin sürekliliğini, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarıyla inceleyeceğiz ve bu olgunun arkasındaki psikolojik dinamikleri keşfedeceğiz. Bilişsel Psikoloji: Hafıza ve Kimlik Bağlantısı Bilişsel psikoloji, zihinsel süreçleri, düşünmeyi, hatırlamayı…
6 YorumKanasta Kaç Kişi? Ezberi Bozalım: Oyuncu Sayısı Mitini Tartışıyoruz Kanasta çoğunlukla 4 kişiyle oynanır; ama “doğru” sayı, oynadığınız varyanta, masanın kültürüne ve oyundan ne beklediğinize göre değişir. Bu yazıyı bir iddiayla açıyorum: “Kanasta dört kişiyle oynanır” cümlesi, oyunun dinamizmini kısırlaştıran bir ezber. Evet, geleneksel turnuva sahnesi dört kişiyi merkez alır; fakat masada oturan insanların ritmi, mahallenin alışkanlığı, hatta oynadığınız topluluğun değerleri, “kaç kişi” sorusunu tek bir doğruya indirgemeye direnir. Kanasta kaç kişiyle oynanır sorusunu, sadece kural kitabının satırlarına değil; kültüre, erişilebilirliğe ve oyun deneyiminin adaletine bakarak tartışalım. “Standart” Cevap: 4 Kişi—Peki Neden Bu Kadar Mutlaklaştırıldı? Klasik Kanasta masası 4 kişilik…
4 Yorum