İçeriğe geç

Durduk yere stres neden olur ?

Sabahın Sessizliğinde Başlayan Bir Şey

Bugünkü makalemizde “Durduk yere stres neden olur” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.

Kayseri’de sabahlar hep serttir. Hava ne kadar güneşli olursa olsun, içeri sızan bir serinlik olur. O serinlik bazen insanın içine de işler. Bugün de öyle bir sabaha uyandım. Pencereden dışarı baktığımda her şey normal görünüyordu: sokaktan geçen birkaç öğrenci, ekmek almaya giden yaşlı bir amca, uzaktan duyulan hafif bir motor sesi…

Ama içimde tuhaf bir ağırlık vardı. Sebebini bilmiyordum.

Dün gece hiçbir şey olmadı aslında. Kimseyle tartışmadım, kötü bir haber almadım, hayatımda dramatik bir kırılma da yoktu. Ama sabah gözlerimi açtığım anda sanki biri göğsüme küçük bir taş koymuş gibiydi. Küçük ama rahatsız edici.

Kendi kendime sordum: durduk yere stres neden olur?

Cevap gelmedi.

Sadece kahvemin kokusu mutfağı doldurdu, ama içimdeki düğümü çözmedi.

Günlük Defterime Yazarken Fark Ettiğim Şey

Ben yıllardır günlük tutarım. Bazı insanlar konuşarak rahatlar, ben yazarak. Kelimeleri kâğıda döktükçe içimdeki sesler biraz daha sakinleşir.

Bugün defterimi açtığımda ilk cümle şuydu:

“İçimde açıklayamadığım bir sıkışma var.”

Kalemi elimde tutarken fark ettim; elim hafif titriyordu. Neden titrediğini bilmiyordum. Hayatımda kötü bir şey yoktu ama bedenim sanki bir şey olacakmış gibi hazırlıklıydı.

Bazen insanın zihni bir savaş başlatır ama ortada savaş yoktur. Ben de o an bunu yaşıyordum. Dışarıdan bakınca sıradan bir gündü ama içimde görünmeyen bir gerginlik vardı.

Deftere yazdım:

“Belki de durduk yere stres dediğimiz şey, aslında fark etmediğimiz küçük birikimlerin sesi.”

O cümleyi yazınca durdum. Kendime baktım. Sanki içimde bir şey kıpırdadı.

Kayseri Sokaklarında Yürürken Gelen Düşünceler

Evden çıktım. Yürümek iyi gelir diye düşündüm. Şehir merkezine doğru ilerlerken kalabalık artıyordu. Simit kokusu, araba kornaları, insanların aceleci adımları…

Ama garip olan şu ki, ben hiçbir şeye yetişmiyordum. Yine de acele ediyormuş gibi hissediyordum.

Bir bankta oturup insanları izledim. Yanımda iki öğrenci konuşuyordu. Sınavlardan, gelecekten, ailelerinden bahsediyorlardı. Onların cümleleri bana kendi iç sesimi hatırlattı. Sürekli bir şeylere yetişme hissi… bitmeyen bir beklenti… görünmeyen bir baskı…

O an fark ettim: durduk yere stres diye bir şey yok belki de. Sadece durduk yerde farkına varmadığımız stres var.

Çünkü beden, zihnin susturduğu şeyleri bir şekilde hatırlıyor.

Ben otururken bile içimde bir koşu vardı.

Gece Gelen Eski Bir Hatıra

Akşam olduğunda ev daha sessizdi. Dışarıdaki sesler azalmıştı ama içimdeki ses artmıştı. En tuhafı da buydu zaten.

Yatağa uzandım ama uyumak istemiyordum. Çünkü gözlerimi kapatınca düşünceler daha net geliyordu.

Bir anda eski bir hatıra geldi aklıma. Üniversite yılları… Kayseri’de soğuk bir kış günüydü. Bir sınavdan çıkmıştım ve başarısız olmuştum. O gün hissettiğim hayal kırıklığı, sanki bugün tekrar bedenime geri dönmüştü.

O gün kendime şunu söylemiştim: “Bir daha böyle hissetmeyeceğim.”

Ama insan kendine verdiği sözleri çoğu zaman unutuyor. Ya da unutmuş gibi yapıyor.

O an anladım ki bugünkü stresim, bugüne ait değildi. Geçmişten taşınan küçük parçalar vardı içimde. Her biri görünmez, her biri sessiz ama birikmiş.

Gözlerimi tavana diktim ve düşündüm:

“İnsan durduk yere stres olmaz. İnsan, fark etmeden taşır.”

Telefon Ekranında Kaybolan Zaman

Telefonu elime aldım. Sadece birkaç dakika bakarım diye düşündüm. Ama bildirimler, mesajlar, sosyal medya akışı… Hepsi zihnimi başka bir yere çekti.

Birinin mutlu anı, birinin başarısı, bir başkasının yoğun hayatı…

Kendimi kıyaslamaya başladığımı fark ettim.

Bu çok sessiz bir şeydi. Bağırmıyordu, ama içimi kemiriyordu.

Telefonu kapattığımda daha yorgundum. Fiziksel olarak hiçbir şey yapmamıştım ama zihnim sanki bir maraton koşmuş gibiydi.

O an kendime kızmadım. Sadece fark ettim. Çünkü bazen insan kendine kızınca daha da sıkışıyor.

Sadece şu cümle geçti içimden:

“Demek ki durduk yere stres böyle oluşuyor; küçük kıyaslar, küçük düşünceler, küçük sessizlikler…”

Gece Yalnızlığı ve İç Sesin Yükselişi

Gece ilerledikçe şehir tamamen sustu. Ama içimdeki ses hiç susmadı.

Bazen insanın iç sesi en gürültülü şey olur.

Yatağın içinde dönerken geçmişte söylediğim şeyleri düşündüm. Kaçırdığım fırsatlar, söyleyemediğim sözler, ertelediğim kararlar…

Hepsi birer küçük düğüm gibi üst üste bindi.

Ve o an anladım ki stres, bazen büyük olaylardan değil, küçük ertelenmiş duygulardan doğuyor.

Kendime dürüst olduğum bir an vardı:

“Ben bazı şeyleri içimde biriktirmişim.”

Bu cümleyi düşündükçe göğsümdeki ağırlık değişmedi ama şekil değiştirdi. Artık daha tanıdıktı.

Bir Bardak Su ve Küçük Bir Farkındalık

Kalkıp mutfağa gittim. Bir bardak su içtim. Basit bir şeydi ama o an sanki günün en önemli eylemiydi.

Su içtikten sonra mutfakta bir süre bekledim. Sessizlik vardı. Ve o sessizlik beni rahatsız etmedi bu kez.

İlk defa gün içinde içimdeki gerginliğin biraz azaldığını hissettim.

Kendi kendime düşündüm:

Belki de durduk yere stres dediğimiz şey, aslında hiç durmadığımız için oluşuyor.

Sürekli bir şey düşünüyoruz, bir şey hissediyoruz, bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyoruz. Ama durduğumuzda fark ediyoruz ki içimiz çoktan dolmuş.

Sabaha Doğru Gelen Hafiflik

Sabaha karşı uykuya daldım. Çok derin bir uyku değildi ama daha huzurluydu.

Rüyamda Kayseri sokaklarında yürüyordum ama bu kez acele etmiyordum. İnsanlar yanımdan geçiyordu, ben de onlarla birlikte sadece yürüyordum. Kimse kimseyi geçmeye çalışmıyordu.

Uyandığımda içimdeki ağırlık tamamen gitmemişti ama hafiflemişti.

Pencereden dışarı baktım. Aynı şehir, aynı sokaklar, aynı insanlar…

Ama ben biraz değişmiştim.

Çünkü artık şunu daha net biliyordum:

Durduk yere stres olmaz. Sadece fark etmeden biriktirdiğimiz şeyler bir gün sessizce kendini hatırlatır.

Ve bazen insanın yapabileceği tek şey, o sesi dinlemektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://ilgiliforum.com https://acaccia.com.tr https://zeche.com.tr Sitemap
https://tulipbetgiris.org/elexbett.net